REFERANS

​Sonunda bekleme odasındayım. Sayın başkanımla bizzat makamında görüşeceğim. Bacağımın titremesine hâkim olamıyorum. Ay, çok heyecanlı! Sonunda ben de uzun bir bekleyişin ardından daha üst bir makamda olabileceğim. Kolay olmadı tabii bu takım elbiseyi giymek. Çaycılıktan bu konuma gelmem bile sayın başkanımızın bir lütfu. Ama yetmez! Ben daha fazlasını istiyorum! Artık benim karşımda insanlar önlerini iliklesinler. Dalkavukluk etsinler bana. Ben de bir parmak şıklatmayla birilerini göreve getirip görevden alayım. Çok mu şey istiyorum?


Hem hak ediyorum bu saygıyı ben. Çünkü... Çünkü? Hak ediyorum işte! İnsan kendi insanını korumalı, kollamalıdır. Sayın başkanımız da bunu yapıyor. Ben de öyle yapıp sevaba gireceğim. Bu dünyada da öbür dünyada da kazanacağım inşallah.


Sekreter hanım niye adımı seslenmedi acaba? Tek başımayım hâlbuki. Derken biri daha girdi içeri. Allah Allah, bu da kim? Sayın başkanımızın başka bir misafiri galiba. Benimle tek kelime etmeyen sekreter hemen kendisini karşıladı. Ne! Kendisini içeri aldı hemen. Ama sırada ben vardım. Benim hakkımı yiyor. Hanımefendiye soracağım bu durumu. Kalkıp saygıyla yanına gitmeli önce.


– Pardon sekreter hanım, ama sayın başkanımız önce beni görecekti. Bir yanlışlık oldu sanırım.


– Aaaa, siz hâlâ buradaydınız demek. Başkanımız son anda fikir değiştirdi, sizin gidebileceğinizi söyledi. Sizin yerinize yeğeni sayın Eşşekoğlu'nu uygun gördü ilgili makama...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANAHTAR

100 LİRA